Gezinti Bağlantılarını Atla
SORAR Nedir?
SORAR Panelleri
SORAR Buluşmaları
Medyada SORAR
Kimler SORAR
-----------------
RAPORLAR
KÜRT - 10.03.2008
TÜRBAN - 28.02.2008
KÜRT - 21.02.2008
KÜRT - 12.01.2008
PKK - 30.11.2007
DTP - 18.12.2007



ISBN: 978-975-991-855-2
Sayfa sayısı: 188
Ebat: 14x23 cm
Yayın tarihi: Eylül 2008

SORAR 21 ŞUBAT 2008 ANKARA
ÇALIŞTAY: KÜRT SORUNUNDA SİYASETİN SINIRLARI



Sosyal Sorunları Araştırma Ve Çözüm Derneği’nin (SORAR) Ankara’da düzenlediği workshopa (çalıştay) siyasetçi, akademisyen, yazar ve gazetecilerden oluşan 24 kişi katıldı. Hemen hemen her görüşün temsil edildiği toplantı, tamamen kapalı ve “off the record” (yayınlanmamak kaydıyla) düzenlendi.
Katılımcılar verdikleri bilgilerin ve savundukları görüşlerin kendilerine atfen basında ve kamuoyuna açık bir başka platformda yayınlanmayacağı güvencesiyle düşüncelerini özgürce açıkladı.

Toplantı tam da Kuzey Irak’a düzenlenen kara harekatın başladığı gün, bundan birkaç saat önce düzenlendi. Bununla birlikte muhtemel kara harekatının çapı ve doğurabileceği sonuçlar genişçe tartışıldı.

Yaklaşık beş saat süren toplantıda “Kürt sorununun çözümü konusunda siyasetin sınırları nerde başlıyor, nerde bitiyor? Kara harekatı PKK’yı bitirir mi? İlan edilecek bir genel affın sorunun çözümüne ne kadar katkısı olur? Yeni anayasada Kürtler nasıl temsil edilmeli?” gibi sorulara yanıtlar aranmaya çalışıldı.

BAZI GÖRÜŞLER VE DÜŞÜNCELER


Türk ordusu PKK’yı Kuzey Irak’ta tasfiye edemez

Türk Ordusu PKK’yı Kuzey Irak’ta tasfiye edemez. Bunun en azından ekonomik gücünü karşılayamaz. Türkiye Irak’ta ABD ile ortak hareket edecektir. Bundan sonra Ortadoğu politikalarında ABD ile Türkiye iyi bir işbirliği yapacaktır. Türkiye’de ilk defa bir başbakan her yıl Washington’a gidiyor. Bu ilginç bir durumdur.
Türkiye’nin Kuzey Irak’a girmesi teknik açıdan mümkün ancak siyasi ve ekonomik açıdan zor. Günde 20 milyon dolarlık bir maliyet var. Türkiye kısa süreli giriş çıkışlar yapacak ve Amerika ile birlikte hareket edecek. Ancak böylesi bir harekatın psikolojik etkisi dışında bir etkisi olmaz. Türkiye’nin Irak’ın rızası dışında oraya asker göndermesi bir işgaldir. Amerika bunu yapar ama bedelini öder. Türkiye’nin bedel ödeyecek lüksü yok. Bir kara harekatında Peşmerge güçlerinin zarar verebileceği hesapları yapılıyor.Ama Barzani’nin saldırma olasılığı yok. Böyle bir risk almaz. Türkiye de eninde sonunda Barzani’yi bir unsur olarak tanımak zorunda.

PKK cephe savaşına girmez

PKK bu konuda deneyimli. Bir kara harekatına PKK hazırlıklıdır, cephe savaşına girmez.Türkiye’nin Kandil’e kadar gitmesi olağanüstü bir durum olur. Bu tüm Ortadoğu’yu etkiler. PKK’nın tümden ön plana çıkmasına ve Kuzey Iraklı Kürtleri arkasına almasına neden olur. PKK’ya zarar verir ama psikolojik açıdan çökertmez. PKK sıkıştırma üzerine şekillenen bir hareket. Bu duruma da hızla adapte olur. PKK tasfiye olmaz, teslim olmaz. Böyle bir opsiyon mümkün değil. Kara harekatı İran ve Suriye Kürtlerini de etkiler ve PKK’ya destekleri artar.

Kara harekatında Türkiye Kürtleri kaybeder

Bir kara harekatında Türkiye bütün Kürtleri kaybeder. Bu çok riskli ve göze alınacak bir operasyon değil. Kuzey Irak’taki kara harekatını PKK’ya karşı değil, Kürtlere karşı olarak algılar..

Kara harekatının hedefi PKK değil

Kara harekatının hedefi PKK değil. Kuzey Irak’taki oluşumu Türkiye’ye zarar veremeyeceği bir duruma getirmektir. Türkiye’nin bir kuzey Irak politikası olmadığından kara harekatı yapmak meseleyi çözmez.

Kara harekatı sorun olmaz

Hava operasyonu da kara operasyonu da Amerika’nın kontrolü dışında olmaz.Kara harekatı ABD’nin kontrolü altında olursa geniş sorunlara neden olmaz. Operasyon son derece sınırlı olur. Ancak bu operasyon PKK’yı bitirmez.

Kosova modeli Kuzey Irak’a uygulanmaz

Kosova’nın bağımsızlığı Sırbistan’ın cezalandırılmasıdır. Türkiye bir Miloseviç çıkarmadıkça Amerika Kürtlere devlet vermeyecektir. Kosova Kuzey Irak’a uygulanabilecek bir model değildir.

Türkiye eski yıllara nazaran daha güçlü

ABD Türkiye ile Afganistan ve Irak üzerinden PKK anlaşması yapmak istiyor. PKK’nın son zamanlarda uluslararası planda dibe vurduğu gözlemleniyor. ABD bütün hesaplarını Türkiye üzerine yapıyor. Beyaz Saray’ın Barzani üzerinde çok fazla baskısı var. Irak’ın üçe bölünmesi şu anda söz konusu değil. ABD Irak’ı da terk etmeyecek. Türkiye Cumhuriyeti’nin önceki yıllara göre PKK konusunda eli daha güçlü.Türkiye-Moskova ilişkileri de tarihte olmadığı kadar sıcak, hatta son 500 yılın en iyi ilişkileri yaşanıyor. Avrupa’daki elitin PKK’ya baskısı daha da fazlalaşmış durumda.

Af için iklim uygun değil

DTP’nin Cudi Dağı’ndaki eylemi Batı’da, “operasyonlar yerini buluyor” anlayışını daha da pekiştiriyor. DTP’nin talebi Apo’nun tecritten çıkması. Ama tecrite karşı çıkarken kendilerini tecrit ediyorlar. DTP’ye çok da fazla rol yüklememek gerekiyor. Ankara’daki siyasal ilişkilerinde hayal kırıklığı yaşıyorlar. Şu anda af konusunda toplumsal iklim uygun değil. DTP’nin cesaretlendirilmeye ihtiyacı var. Diğer siyasi aktörlerden de destek gerekiyor. AKP’nin de teşvik edici olması lazım.

AKP’ye verilen kredi tükeniyor

Kuzey Irak’a yönelik bombalamalar Kürtler üzerinde olumsuz etki yapıyor.. AKP’ye verilen kredi 22 Temmuz’dan sonra hızla tükeniyor. Batman’da yaşananlar bunun sonucu. Batman’da olanlar PKK kadrolarının tepkisi değil, halkın tepkisi… AKP’ye yönelik tepki artıyor. AKP Kürt sorununda son sözü söyledi mi, söylemedi mi bir beklenti var. Belediye başkanlarına ceza verilmesi, milletvekillerinin yargılanması,o bildik dayatmalarla sorun eski haline dönme eğiliminde.

AKP’de müzakere işlemiyor

Türkiye’de birbirini anlamayan, duyarlılıkları tersten okuyan kamular oluşuyor. Türkiye’nin Batı bölgelerinde birçok mezarlıkta yükselen bayraklar var. Bunların sembolik anlamları var. Kışkırtıcı arka planı rehabilite edecek çabalara ihtiyaç var. Duyarlılıklar anlamında ortak iklim yaratılmalı. AKP’nin sorunun çözümü için potansiyel mekan olarak görülmesi farklı unsurları aynı çatı altında toplamasından kaynaklanıyor. Ancak bu çatı nasıl işliyor? Politikalar üzerinde etkili olabiliyor mu? AKP’nin avantajı olarak görülen bu karışım Kürt sorunun çözümü konusundaki bir müzakereye imkan tanımayan bir hava yaratıyor. Parti içinde müzakere işlemiyor.

Kürt sorununda AKP’nin yol haritası yok

22 Temmuz seçimlerinden sonra DTP özveriyle çalıştı. Ancak parlamentodaki partiler ortak konsensüs halinde DTP’ye tavır aldı. DTP Meclis’te diyaloğu yakalayamadı. Kürt sorununda DTP’nin bir yol haritası yok. PKK’yı dağdan indirecek formül gündemdeydi, şimdi bu tartışılmıyor. 2008 yerel seçimlerine yönelik politika oluşturuyor. AKP sorunu daha da çözümsüzlüğe götürüyor. Türkiye’nin gündemini türbanla kapatıldı.

Devletin geleneksel Kürt politikası iflas etti

Kürt meselesi hükümetleri aşan bir mesele. Hangi hükümet gelirse gelsin Kürt politikası uygulama şansına sahip değil. Hiçbir siyasi partinin programında Kürt sorunuyla ilgili bir madde yok. Cumhuriyet yapılanırken Kürt meselesini güvenlik meselesi olarak görüp güvenlik güçlerine havale etti. Bu hâlâ devam ediyor. AKP’nin Kürt sorunuyla ilgili bir çözüm formülü yok. Kürtlere yaklaşım konusunda AKP belki daha fazla insaflı ama eli kolu bağlı.Hükümet bu konuları devletin üst düzeyiyle tartışmalı ve devlet politikası oluşturmalı. Devletin geleneksel Kürt politikası iflas etmiştir.

Devletin hiçbir zaman Kürt politikası olmadı

Devletin Kürt politikası hiçbir zaman olmadı. Zaman zaman raporlar hazırlandı. Sonra bunlar rafa kaldırıldı. Türkiye’de Kürt sorunu nasıl algılanıyor? Herkesin algıladığı Kürt sorunu farklı.Siyasetçilerle halkın bu soruna bakış açısı farklı. Bölgedeki ağalarla insanların bakış açısı farklı.1996 yılında yapılan bir araştırmada Batı’da yaşayan Kürtlerin ayrı devlet isteği doğudakilerden fazla çıktı. Devlet hangi Kürtlerin taleplerini ciddiye alacak?
Ancak yine de önemli olan Türklerle Kürtlerin arasına kan girmemesi. Bu bir fırsat. Kürt sorunu demokratikleşme esasında halklar barıştırılmalı.

Yeni anayasa sorunu çözmez

Yeni bir anayasa gerekli değil. Bu ancak 1982 anayasasının yeni versiyonu olabilir. Anayasa yapmak kadar yanlış bir şey olamaz. Kürt sorunu bütün sorunların anasıdır. Radikal reformlar yapıldığı zaman genel simgelere dokunmamak lazım. Resmi dil, bayrak, istiklal marşı gibi. Türkiye’nin derdi hak vermek değil, yasakları kaldırmaktır. Belediyelerin Kürtçe hizmet vermesine yönelik uygulamaların önü açılmalıdır. Belediye hizmetlerinde dil sorunu diye bir sorun olmamalıdır. Fransa modeli iyice incelenebilir. Ancak Anayasa’da hiçbir etnik grubun adı geçmemelidir.

Türkiyelilik kavramı tutmaz

Türkiyelilik kavramı, Osmanlılık kavramıyla aynı. Nasıl Osmanlılık tutmadıysa Türkiyelilik de tutmaz. Ancak geçici bir pansuman görevi görür. Türkiye etnik problemlerle yeni karşılaşmıyor. Yeni karşılaşmış gibi davranmamak gerekli. Osmanlı etnik nedenlerle dağıldı. Hâlâ bu sorunu nasıl öteleyebiliriz tartışması yapılıyor. Aynı Osmanlı’nın son dönemindeki tartışmalar yapılıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin bu konuda bir politikası yok. İki farklı etnik yapıyı daha nasıl bir arada toplayabilirsiniz? Bunun tarihte örneği yok. Balkanlardaki ayrışma böyle başladı. 10-15 milyon Kürt nüfusundan bahsediliyor. Bu kadar nüfusu olup da devleti olmayan bir topluluk yok. İki ayrışmış topluluğun bir arada yaşamasının gereklilikle bağdaşır yönü yok. Hep Kürtlerin endişeleri üzerinde duruluyor ama Türklerin endişeleri konuşulmuyor. Kürtlerin kafasında ayrı devlet isteği var. Söz konusu taleplerle ortak yaşam olmaz.

Etnik çözümler gerçekçi değil

Bugünkü çözümler ulusalcı ve etnik çözümlerdir. Ortadoğu’nun tarihinde bu tip çözümler yoktur. Kürtlerin yüzde 60’ı Batı’da yaşıyor ve üstelik bölgede başka etnik unsurlar da var. Birlikte yaşama projesi öne çıkmalı. Sonuç olarak ırak’a Kürdistan, Türkiye’ye demokrasi. Ayrımcılığı Kürtlerin büyük bir çoğunluğu istemiyor. Anadilde eğitim hakkı dahil tüm haklar verilmeli. Ancak anayasada din, dil ırak ve mezhebe vurgu yapılmamalı. Sivil ve demokratik anayasa olmalı. Kürt meselesinin çözümü etnik bir federasyonla olmaz.

Tıkanıklık noktasına gelindi

2002 yılında daha elverişli bir ortam vardı. Ama adım atılmadı. Milliyetçi dalga çözüm şartlarını zorlaştırıyor. 2007 seçim sonuçları o bölgede kimlik siyasetinin anlamlı olmadığını gösteriyor. Batı bölgelerinde ırkçı söylemler yükseliyor. Doğuda ise DTP düşüşte. Bir çıkmaz var. Tıkanıklık noktasına gelindi. AKP’nin devletle ilişkisi problemli. Bu yüzden umut vaat ediyor. Ama Kürt meselesinde çok zigzag çizdi. AKP ve DTP’nin ortak hareket etmesi gerek. Ama parlamentodaki aritmetik buna izin vermiyor. AKP’nin korkaklığı DTP’nin saldırganlığı sorunu çözümsüz kılıyor.

Coğrafi federasyon olabilir

Federasyon tezine karşı çıkanların argümanı yanlış. Bu coğrafi bir federasyon olabilir. Etnik yapıya dayalı bir federasyon zaten mümkün değil.

CHP ve MHP’den açılımlar gelebilir

AKP sosyal politikalarla Güneydoğu’dan oy almaya çalışıyor. Gelecekte CHP ve MHP’den Kürt sorununa ilişkin açılımlar gelebilir. Asker-AKP ilişkilerinde normalleşme olur ancak AKP-Kürtler ilişkisinde durum tam tersi olur.

Türkiye kırılma noktasına doğru ilerliyor

AKP ilerici bir parti mi yoksa sistemle sorunu olduğu için kazanımlar elde etmeyi umduğu için mi ilerici? Yoksa temel sorunlarla bir dönüşüm mü hedefliyor. AKP bir çöküntü üzerinde doğdu ve burada tutunmaya çalışıyor. Bu yüzden de DTP ile çatışıyor. Sistemden güç kazanmak için. 1984 yılındaki (Şemdinli) baskını milat kabul edersek o yıldaki Kürt meselesi nerdeydi, şimdi nerde. 1984 ile 2008 kıyaslaması yaparsak Türkiye, ciddi bir kırılma noktasına doğru gidiyor. 1984 yılında şehit cenazeleri nasıl kaldırılıyordu? Şimdi nasıl kaldırılıyor? Şehit cenazelerinde neler yaşanıyor? Önceleri terörist cenazeleri nasıl toprağa veriliyordu? Şimdi neler yaşanıyor? Bütün bunları karşılaştırmak gerekiyor. Önce mevcut durumu saptamak lazım. Cumhuriyeti nasıl kurtarabiliriz ona bakmak lazım.

Af tek başına sorunu çözmez

Affın amacının iyi belirlenmesi lazım.Amaç var olan silahlı çatışmaya son vermek ise bu son derece yararlı olur.. Ancak af kendi başına sorunu çözmez. PKK’lılar bir cezadan kurtulmak için dağa çıkmadılar. Belli idealler için dağa çıktılar. Bir proje ortaya çıkmadıkça PKK’lılar teslim olmaz. Devlet yeniden politika oluşturmalı ve gereklerini yerine getirmeli. En azından işaretlerini vermeli. Bunları oluşturduktan sonra af ilan edilmeli. Ayrıca affın kapsamı geniş olmalı ve sivil hayata adaptasyonları için de projeler geliştirilmeli.

Af için toplumsal mutabakat olmalı

Af konusunda koşullar uygun değil. Toplumsal mutabakatın olmadığı durumda af çözüm olamaz.

Af sorunu daha da çözümsüz kılar

Af işe yaramaz. İşi daha da çözümsüz kılar. Devletin bir Kürt politikası var. İnkarcı ve asimilasyoncu bir politika. Bunun yanlışlığı üzerinde tartışmak gerekiyor. Batıdaki Kürtlerde ayrılıkçılık oranı daha fazla. DTP’nin dışlanması AKP’nin politikaları değildi. Devletin Kürt politikasındaki politikasızlığıydı.. Türkiye’nin bir Irak politikası da var. Sadece mevcut durumu kabul etmek istemiyorlar.

Af olumlu bir sinyal olabilir

Af ilan edilse bile herkes dönmeyecek. Bir devlet projesi lazım. PKK’yı hesaba katmak lazım. Devlet güven vermeli.
Önce proje olacak. Sonra af ilan edilecek… Afta göz ardı edilen bir şey var: Dağdakiler, cezaevindekiler ve yurtdışındakiler. Topyekun olarak düşünmeli ve önce siyasi proje, rehabilitasyon ve ekonomik reformlar yapılmalı. Sonra af ilan edilmeli. AK Parti ikna edilmeli. Ak Parti de devleti ikna etmeli…


SORAR
Sosyal Sorunları Araştırma ve Çözüm Derneği - ePosta: sorar@sorar.org.tr